Salon Hakkında
Bu bölümde sergilenen İslamiyet Dönemi kesici silahların en eskisi 12. yüzyıl sonuna aittir. Koleksiyondaki kılıçların en önemli grubunu Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sırasında İskenderiye'deki Memluk hazinesinden ele geçirilen kılıçlar oluşturur. Koleksiyonun büyük bölümünü oluşturan Türk kılıçları, kama, hançer ve yatağanlar (Osmanlı ordusunda genellikle piyade sınıfı olarak bilinen yeniçeriler ile denizci askerler olan leventler tarafından kullanılan kesici silah) 15. yüzyıldan başlayarak 19. yüzyıla kadar geniş bir yelpaze içinde değerlendirilebilirler.
Bu bölüm içinde 16. yüzyıldan başlayarak kronolojik düzende sergilenen yatağanlar ayrı bir grup oluştururlar. Sergilenen silahlar arasında Arap kökenli olan ve 19. yüzyıla tarihlenen cenbiyeler ile Türk ve Kafkas kökenli kamalar da bulunmaktadır.
Kesici silahlar salonundaki diğer önemli bir grubu Türk, Memluk, İran balta ve teberleri (genellikle hükümdar maiyetinde bulunan özel muhafızlar ile dervişlerin kullandığı ay biçiminde bazen iki yüzlü olan bir harp silahı ve derviş sembolü) teşkil eder. Askerî Müze zengin bir alem (bayrak ve sancak gönderlerinin tepelik bölümünde kullanılan ve orduların başında ordunun sembolü olarak taşınan bir tepelik) koleksiyonuna sahiptir. Kesici silahlar salonu girişinde sergilenen bu alemler daha çok Memluk ve İranlılara aittir.
Avrupa Kesici Silahları
Haçlı Savaşları Döneminde (1094-1270) İslam devletlerinin eline geçen Orta Çağ kılıçları, sonradan kesici gövdeleri üzerine yazılan Memluk kitabeleri ile iki ayrı kültürün birikimlerini taşır. Bu silahların çoğu İskenderiye'deki silah deposunda saklanmış ve üzerlerine Memluk sultan ve emirleri adına kitabeler yazılmak suretiyle Memluklar tarafından da kullanılmıştır. Bu silahların büyük bir kısmı Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethinden (1517) sonra İskenderiye'den İstanbul'daki cephaneliğe nakledilmiş, bir kısmı da 1798'de Napolyon'un Kahire Seferi sonrasında önce Fransa'ya oradan da diğer Avrupa ülkelerine dağıtılmışlardır. Sergilenen kılıçlar arasında 14.yüzyıl ve 17. yüzyıllara ait en popüler tip olan epe ve meçler ağırlıktadır.
18. yüzyıla ait birkaç küçük ve zarif formlu kamadan sonra nikelajlı gövdeleri, stilize kabza başları ve el siperlikleri ile daha sade olan 19 ve 20.yüzyıl Avrupa kılıçları, koleksiyonu tamamlamaktadır.
Bu bölümdeki ikinci grubu, Orta Çağda fakir halkın savunma amacıyla geliştirdiği ve kökeni tarım gereçlerine dayanan sırıklı silahlar oluşturur. Bunlar arasında Halbertler, Fauchardlar ve Partisanlar bulunur.
Çift El Epesi (14. yy)
Arapça kitabeli Ortaçağ Avrupa kılıçlarından biridir. Haç formu ile klasik bir Ortaçağ kılıcıdır. Kesici gövde üzerindeki Memlük Dönemi kitabesi Melik Eşref Şaban Bin Hüseyin (Hicri 770, Miladi 1368) adınadır.
Sultan Ebu Nasır Kayıtbay
Memluk Sultanı Baybars tarafından satın alınan Çerkez asılı bir köledir. Sultan Çakmak tarafından azat edilmiş sonra sarayda çeşitli görevlerde bulunmuştur. Muhafız Kuvvetleri Komutanlığından sonra Memluk beylerinin de aracılığı ile tahta oturmuştur. Osmanlılara karşı izlediği politika devletinin çöküşünü hızlandırmıştır. Kayıtbay'ın çabalarına rağmen devletin ekonomik ve askeri durumu bozulmuş, yerine oğlu geçmiştir.
Çift El Epesi (16. yy)
1.90 m. uzunluğundaki boyu ile koleksiyonun en uzun Avrupa kılıcıdır. Ücretli bir grup asker tarafından, piyadelerin uzun mızraklarına karşı kullanılmışlardır. 16. yüzyıl sonlarında sadece alay muhafızlarının tören silahı olarak yaşatılmışlardır.
Zülfikar Kılıç
Açıklama bulunmuyor.
Kılıç (İran)
Gümüş üzerine altın yaldızlı kabza ve kın değerli taşlarla süslenmiştir.