Kurtuluş Savaşı Salonu
Kurtuluş Savaşı Salonu
Kâzım Karabekir'in Üniforması (1882-1948)
1882 yılında İstanbul'da doğmuştur. Fatih Askerî Rüştiyesini, Kuleli Askerî İdadisini, Harbiye ve Erkânıharp Okullarını bitirmiştir. 1905 yılında kurmay yüzbaşı olarak Manastır'a tayin edilmiş, orada Enver Paşa ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyetinin Manastır Şubesini kurmuştur. 31 Mart Hareketi'ni bastırmak üzere İstanbul'a gelen Hareket Ordusunda tümen kurmay başkanlığı görevi yapmıştır. İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra tamamen askerî görevine dönmüştür. Arnavutluk ayaklanmasının bastırılmasında, Balkan Savaşı ve Edirne savunmasında yararlılıklar göstermiştir. Birinci Dünya Savaşı'nda İran'da ve doğudaki harekâtlara katılmıştır. Daha sonra 14'üncü Tümen Komutanlığına getirilmiş ve Tümeni ile birlikte Çanakkale Cephesi'ne gönderilmiştir. Burada kazandığı başarılar üzerine 1915 yılında albaylığa terfi ettirilmiştir. Irak'ta İngiliz kuvvetlerine karşı çarpışmıştır. 1918 yılında Erzincan ve Erzurum'u Ermenilerden, ardından Kars, Sarıkamış, Gümrü Kaleleri ve Karaköse'yi Ruslardan kurtarması nedeniyle tuğgeneralliğe terfi ettirilmiştir. Mondros Mütarekesi'nin ardından Sadrazamın Genelkurmay Başkanlığı teklifini reddederek Anadolu'da görev almıştır. Hazırlıkları yapılan Erzurum Kongresi'nin toplanmasında önemli rol oynamıştır. Haziran 1920'de Doğu Cephesi Komutanlığına getirilmiş, Ankara Hükûmeti adına Ermenilerle Gümrü Anlaşması'nı imzalamıştır. Kars'ın alınmasından sonra korgeneralliğe yükselmiştir. Kars Anlaşması görüşmelerinde Heyet Başkanı olmuştur. Çok partili hayata geçişte İstanbul milletvekili olarak arkadaşlarıyla birlikte ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurmuştur. 1938-1946 yılları arası TBMM'de İstanbul milletvekili olarak yer almıştır. 1946'da TBMM Başkanı seçilmiş, bu görevi sırasında 1948 yılında vefat etmiştir. General Kâzım Karabekir'in özellikle Kafkas Cephesi'ndeki savaşlarda gösterdiği üstün sevk, idare ve kahramanlığı harp tarihinde seçkin bir yer almasını sağlamıştır. Askerlik ve harp tarihine dair basılmış 44 eseri vardır.
Demirci Mehmet Efe'nin Kıyafeti (1885-1959)
Nazilli'nin Pirlibey köyünde doğmuştur. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir Ermeni subayının davranışına kızıp askerden kaçmış ve dağa çıkarak efe olmuştur. Ödemiş, Denizli ve Aydın çevresinde adını duyurmuştur. 15 Mayıs 1919'da Yunanların İzmir'e çıkması üzerine direnişçilerin saflarına katılmıştır. 10 Temmuz 1919'da Umurlu'da Bnb. İsmail Hakkı Bey' in komutasına girmiştir. Yunanlara karşı yapılan baskınlarda yararlıklar gösterdiğinden Kuvayımilliye'nin Köşk Cephesi Komutanlığına getirilmiştir. Ancak Kuvayımilliye karargâhının Köşk'ten taşınmasından sonra başına buyruk davranmaya başlamıştır. 10 Kasım 1920'de kurulan Güney Cephesi Komutanlığına Refet Bey (Bele)'in atanmasından sonra Kuvayımilliye ile düzenli ordu arasındaki çekişmede ne Çerkez Ethem'in ne de Refet Bey'in düzenli orduya katılma çağrısını kabul etmiştir. Bunun üzerine Refet Bey bir baskın düzenleyerek Demirci'nin güçlerini dağıtmıştır. Daha sonra, Ankara Hükûmeti kendisine haber göndererek ulusal görevini yaptığını, artık dinlenmeye çekilmesi gerektiğini bildirmiştir. Bu isteğe uyan Demirci köyüne çekilerek ölene kadar orada yaşamıştır.
Kurtuluş Savaşı'ndan Sami Yetik (1878-1945)
Asker ressamlar kuşağının önemli temsilcilerinden olan Sami Yetik’in Kurtuluş savaşından önemli ayrıntıları verdiği “Türk Kurtuluş Savaşı’ndan” isimli eserinde korkusuzca vatanını savunmaya koşan kahraman askerler ellerinde tüfekleri ile düşman mevzilerine nişan alır vaziyette betimlenmiştir. Sami YETİK, bu tablosunda desen yönünden daha başarılıdır. Aldığı akademik eğitimi burada figürleri verirken başarıyla uygulamıştır. Doğa ile kaynaşmış figürler yerine hacmiyle, çizgisiyle, rengiyle daha belirgin figürler kullanmayı tercih etmiştir. Akademik yönünün ağır bastığı bu eserinde empresyonist havayı da yakalamak mümkündür. Resmin ön tarafında sağlam desen anlayışı göze çarparken arka planda kalan kısımlarda figürleri renk lekeleri içinde eritmiştir. Kullanılan renkler ve ışığın verilmesi bizi yine empresyonistlere götüren özellikler olarak karşımıza çıkmaktadır. Tabloda savaşın hareketliliğini yakalamak mümkündür. Ayakta elinde tüfeğiyle, sırtında fişekliğiyle siperin ön tarafına doğru yönelmiş olan figürün duruşu gerçekten etkileyicidir. Savaş karşısında duyulan endişenin vücuda yansımasını bu figürde görmek mümkündür. Sırt üstü yere düşmüş asker figürü ise olayın trajik yanını vurgulamaktadır.